Archive for the ‘Genel’ Category

TGE grup diye bir firma beni anlaşmalı olduğu Medical Park hastanesi ile ilgili aradılar. Ancak telefon numaramı legal olmayan yollardan aldıkları belli. Ben çünkü hayatım boyunca ne Medical Park hastanesine gittim, ne de TGE grup diye bir şey duydum

Telefon numaramı illegal olarak almışlar ve 0850 333 44 84 numaralı telefondan beni aradılar.

İlk sorum, telefon numaramı nereden buldunuz idi.

-” Tam olarak şuradan bulduk diyemeyiz efendim”

diye kibar bir cevap verdi telefondaki görevli 🙂

Kısmet diyoruz..

Bu yasa dışı eylemi buradan duyurmak istiyorum.

 

 

Advertisements

TEB bankası, benim adıma onayım olmadan tahsis ettikleri kredi kartını sistemden silmiyorlar. aşağıdaki şikayet mailini yazdım onlara.

ALLAH yolunuzu TEB’e düşürmesin. PİYANGO ÇIKSA TEBE YATIRSALAR ALMAYIN!!!

 

18213 nolu personeliniz nur hanımla az önce yaptığım görüşmede bana ait olmayan kredi kartını sistemimden silmiyorsunuz. kendisi kredi kartı biriminde yetkili olduğunu belirtti , ancak bana yardımcı olmadı. Benim dediğim net bir şekilde anlamasına rağmen, herhalde banka kurallarınız gereği(!) bana yardımcı olmadı.

Konu şu :

Benim kredi kartı formum felan yok, kayıp veya iptal işlemi yaptırmak istemiyorum. siz ise ancak bunları yapabileceğinizi belirtiyorsunuz.

Bana kim bu kredi kartını atadıysa, tarafınızdan silinmesini istiyorum.

Ben sizden kredi kartı istemedim, form imzalamadım, bir şey teslim almadığım halde, o sistemde kredi kartımı gösterme hakkını size kim veriyor?

Kapattırmak için bir de işlem izni istiyorsunuz. Ben de diyorum ki, öyle bir kartım yok, onla ilgili işlem yapma hakkım yok zaten. Yapma hakkı verseniz dahi ben öyle bir şey yapmak istemiyorum.

Sorumluluk bende diyorsunuz bir de. Neyin sorumluluğu bende?

Benim onayım olmadan adıma tahsis edildiğini iddia ettiğiniz kartı derhal sistemimden silmenizi istiyorum. (kayıp veya iptal işlemi istemiyorum)

bedelli_askerlik_kredisi

Bedelli Askerlik Kredisi

Stumble upon sayesinde bir siteye denk geldim. Aslında daha önceden duyguğum ama incelemdiğim bir siteydi.

Bu site sql server, mysql, oracle vb gibi veritabanları için tutorial ve hazır verilerle veritabanı query mantığını öğretmeye yardımcı oluyor.

Adresi : http://sqlzoo.net/

Yeni başlayacaklar için önerebilirim. İleri seviye için henüz detaylı bir inceleme fırsatım olmadı, olursa paylaşacağım.

 

yapikredi_rezalet

Yapı Kredi Klasiği

 

Keşke Firmamız Garanti bankasıyla felan çalışsaydı da maaşlarımız oraya yatsaydı .. 😦

Onlarla internet bankacılığında (ki firefoxta da chromeda da çalışıyor 🙂  yapı kredi gibi sadece internet explorer 8 ile girmiyorsunuz siteye) hiç bir problem yaşamadım, yaşadığımda da anında çözmüşlerdi.

Bilgisayar dünyasına ilk önce windows 3.1 ile girmiştim. (Dükkanımızda duruyordu) Amacım oyun oynamaktı. Bilgisayarımın faresi yoktu. klavyedeki kısayolları öğrenerek, 3.1 de sadece solitaire oynayabiliyordum. Simgeler görüyordum pencerelerin içinde. sırayla gezip enter’a basıp ne var içinde diye bakıp çıkıyordum bir de en fazla.

Aslında programlara verilen isimler de bilgisayarın yaptığı işi niteler nitelikte değildi. Daha çok, “sanki bilgisayarda değilde gerçekten yapıyormuşçasına” koyulmuş isimlerdi. Masaüstü. Pencere. Bişey sihirbazı. Bişes asistanı, bişey yardımcısı, bişey getiricisi, bişey yöneticisi bunlar dur durak bilmeden arttı ve arttı.

bir süre bilgisayarla ilişkim olmadı. Orta 3 e giderken ilk bilgisayarımı aldı babam. içinde windows 98 vardı. Mutlaka pentium olsun celeron olmasın dediler. öyle yaptık. Çat pat bildiğimiz Mhz teriminin bize kazık yedirmesini engellemek için böyle hakkında çok bilmediğimiz konularda da bilgiçlik taslayarak sağa sola, istediğimz gibi bir şey aldırabildik. Ama bir dogma böyle böyle başlıyordu, bundan haberim yoktu.

bilgisyarımda amacım %80 oyun oynamaktı. %10 ICQ, MSN Messenger, internet, %10 da müzik dinlemek idi. Google a da girmiyordum. (girmem için bir sebep yoktu belki o sıralarda) Yahoo felan vardı.

Başlangıç sayfamı boş atadığımda sanırım 6-7 ay geçmişti. Mutlu olmuştum. Şart sanıyordum, açılınca o sitenin açılması, kahrolası microsoft bişey sitesiydi.

Bilgisayarla ilgili bildiğim her şey “Magic of the computer” kitabına, yani bir hayranlığa dayanıyordu. İnternet üzerinden Age of Empires 2 oynadığımda (zone.com üzerinden) Bilgisayarın bunu nasıl oluyor da yapıyor olduğunu değil, nasıl daha hızlı atlı üreteceğimi düşünüyordum, tüm çevremdeki arkadaşlarım gibi.

Lise 3 e giderken yanlışlıkla bir dosyanın uzantısını html yaptığımda onun simgesi değiştiğinde ise kafamda bir çığır açılır gibi olmuştu. Kısa süre sonra kural mural bilmeden html yazabilmeye başladım. Üniversiteye girdiğimde laylaylom. Sağdan soldan bieşyler bakardım ama amacımız ancak 3. sınıfta biraz ortaya çıktı. Sonra da zaten mevcut işime girdim.

Tamam iyi güzel biliyoruz veya araştırıp bulabiliyoruz bir çok şeyi ama, pointer’ı bilmeyip Object oriented, http nedir bilmeden get’i postu öğrenmeye(!) başladık.

Şimdi ise bazen iş arkadaşlarımla 5 dakikada dünyayı kurtardığımız oluyor. Sebebi, yaparken basit düşünememek. Ya da komplekslik seviyesini iyi ayarlayamamak. Henüz halen bir socket programlama bilgim yok, veya bir web serveri yazacak bilgim yok.

Sadece sıkıştığımda daha basit düşünüyor, ve birkaç ders analtabildiğim genç arkadaşlarıma doğru yönlendirme yapmaya çalışıyorum. Kendimin üzüldüğü şeyleri onlara hızla geçmeyip, üzerlerinde durmaları gerektiklerini alttan alttan söylüyorum.

Üzülüyorum kendime baktıkça. Daha çok şeyler yapabilirmişiz, bazı şeyler ortaya bile çıkmadan. Bilgsiayarı bilmek msn şifresi bulmak değilmiş, veya oyun cracklemek değilmiş. Sonradan öğrendik biz de. Bilgisayar herhangi bir işletim sistemindeki komut satırı imiş.

Komut satırına c:/ veya $: yazmak yerine “Amacın Ne ? ” yazarsa günün birinde bir işletim sistemi, belki o nesil %50 daha başarılı olur benim takıldığım konuda. bazıları da benim gibi bilgisayarda herşeye (karman çorman) sardıktan sonra “Bu bilgisayar Nasıl Çalışıyor” diye haykırıp, kendini mikroişlemci kitaplarında bulabilir.

Kaybolup bulun kendinizi, Bir an önce kaybolun ki bir an önce bulun..

Diyeceğim o dur ki, biz bilgisayarı çok yanlış öğrenmişiz. Ben ve bir çok etrafımdakiler. Dogma mağdurları…

“Kimse ölmek istemez. Cennete gideceklerinden emin olan kişiler bile istemezler ölmeyi… Ancak ölüm, hepimizin paylaştığı bir ‘ortak nokta’dır. Hiçbirimiz kaçamamışızdır ölümden. Zaten olması gereken de budur. Ölüm, yaşamın tek ‘en iyi icadı’dır. Yaşamın tek ve gerçek ‘değişim aracı’dır. Yeniye yer açmak için eskinin ortadan kaldırılması gerekir. Şu anda yeni olan sizsiniz, ancak çok da uzak olmayan bir gün, ‘eski olan’ da siz olacaksınız ve siz de silineceksiniz yaşam sahnesinden. Böyle üzücü ve hatta ürkütücü bir konudan söz ettiğim için üzgünüm ama… Bunların tümü gerçektir. Zamanınız sınırlı. O sınırlı zamanınızı, başkasının yaşamını yaşayarak harcamayın. Başka kişilerin düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşanan yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir. Başka kişilerin düşüncelerinin gürültüsü, içinizdeki kendi sesinizi bastırmasın. Daha da önemlisi, yüreğinizin ve sezgilerinizin peşinden gidebileceğiniz denli bir cesarete sahip olun. Sizin gerçekten ne olmak istediğinizi ve nereye gitmek istediğinizi, en iyi onlar biliyorlar çünkü… Yüreğiniz ve sezgileriniz… Onlara inanın, onlara güvenin…” – Steve Jobs

 

Aslında bu kişiye herhangi bir hayranlığım veya bir düşkünlüğüm yok. Fakat üzerine laf edilemeyecek bu metni herkes umarım biraz daha iyi sindirir ölümüyle birlikte…